Kalem Güzeli - Türk Hat Sanatı. www.kalemguzeli.org
Kalem Güzeli - www.kalemguzeli.org - Türk Hat Sanatı - Akademik Yazılar

Akademik Yazılar

  • Mihrapta Hüsn-i Hat - Yrd. Doç. Dr. Süleyman Berk

  • Mihrapta Hüsn-i Hat - Yrd. Doç. Dr. Süleyman Berk

    Cami ve mescitlerin inşasında medeniyetimizin gösterdiği ihtimam takdire şayandır. Fonksiyonelliğin yanında mimari açıdan da şaheserler meydana getirilmiştir. Cami elemanları olarak isimlendirebileceğimiz mihrap, minber, vaaz kürsüsü, minare ve kubbeler bu unsuru tamamlayan öğeler olmuşlardır. Tamamında bir tenasüp ve uyumun olmasına dikkat edilmiştir. İslam medeniyeti içerisinde özel bir yeri olan Osmanlı mimarisinde bu konuda çok fazla örnek önümüzde bulunmaktadır.

    Mabetlerde, yukarıda belirtilenlerin yanında kitabe, yazı ve levhalar da mimariyi tamamlayan unsurlar olmuştur. Kubbe göbeğinde veya kubbe kasnağında bulunan yazılar, mihrap, minber ve müezzin mahfilinde bulunan yazılar, taç kapı üzerindeki kitabeler; bazen cami içini çevreleyen ve kuşak tabir ettiğimiz yazılar; “Cami takımı” olarak isimlendirilen Lafza-i Celal, İsm-i Nebi, Ciharyar-ı Güzin efendilerimizin (Ebubekir, Ömer, Osman, Ali (r.a.) isimleri ve Hasaneyn (Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin) levhaları, hüsn-i hatolarak mabetlere revnak vermiştir.

    Mihrapta Hüsn-i Hat

    Genellikle mihrapların tepelik denilen kısmına “Mihrap ayetleri” olarak adlandırılan ayetler yazılmıştır. Bunlar, “(Ey Muhammed!) Biz senin yüzünün göğe doğru çevrilmekte olduğunu (yücelerden haber beklediğini) görüyoruz. İşte şimdi, seni memnun olacağın bir kıbleye döndürüyoruz. Artık yüzünü Mescid-i Haram’a çevir. (Ey Müslümanlar!) Siz nerede olursanız olun, (namazda) yüzlerinizi o tarafa çevirin.” mealindeki Bakara suresi 2/144. ayetinden kısımlar; nadiren mealini verdiğimiz ayetin tamamı yazılmıştır. Yine, “Zekeriyya mabette durmuş namaz kılarken melekler ona şöyle nida ettiler.” mealindeki Âl-i İmran suresi 3/39. ayetin ilk kısmı; Âl-i İmran suresi 3/37. ayetin bir kısmı olan, “Zekeriyya, onun yanına, mabede her girişinde…” mealindeki metin de yazılmıştır. Fakat bu son metin, bu hâliyle anlamı yarım kaldığından, neden yaygın şekilde kullanılmıştır anlamak zordur. Herhalde, mekâna uygunluk amacıyla ayette “Mihrap” kelimesi geçtiği için terminolojik açıdan çokça kullanılmıştır.

    Yukarıda belirttiğimiz ayetlerden başka mihraplara, kelime-i tevhit (İstanbul Cerrah Mehmed Paşa Camii), besmele-i şerife de yazılmıştır. (Bursa Yıldırım Camii). Edirne Üç Şerefeli Camii mihrabında ise, Âl-i İmran suresi 3/37. ayeti celi sülüs ile yazılmış, aynı alan içerisine, üst kısma kûfi hat ile besmele yazılmıştır. Bursa Emir Sultan Camii mihrabında ise mihrap ayetinin üst tarafına celi talik hat ile “Maşallah” ibaresi yazılmıştır.

    Medine-i Münevvere’de Hz. Peygamber (s.a.s.)’in namaz kıldırdığı ve başlangıçta son derece mütevazı bir yapı olan Mescid-i Nebevi’de, inşa edildiğinde bir mihrap bulunmamakta idi. Fakat Hz. Peygamber’in namaz kıldırdığı yer belli idi. Sonraki dönemlerde, Ömer b. Abdülaziz tarafından mescidin tamiratında, Hz. Peygamber’in namaz kıldırdıkları yere bir mihrap yapılmıştır. Daha sonra bu mihrap, Memluk Sultanı Kayıtbay tarafından yeniden yaptırılmış, kuşak şeklinde yazılar eklenmiştir. Rasul-i Ekrem’in mihrabı olarak tanınan bu mihrap son olarak 1984 yılında yenilenmiştir. Mescid-i Nebevi’ye Kanuni Sultan Süleyman tarafından da bir mihrap yaptırılmıştır. Bugün, minberin sol tarafındaki ilk mihrap, daha önce Sultan Kayıtbay tarafından yaptırılan mihrabın bir benzeridir. Şu an kullanılan mihrap ise Hz. Osman dönemindeki genişlemede belirlenmiş ve yapılmıştır. Sonraki dönemlerde geçirdiği tadilatlarla bugünkü yapısına kavuşmuştur. Dolayısıyla şu an Mescid-i Nebevi’de üç adet mihrap bulunmaktadır. Bunlar, Kayıtbay Mihrabı, Kanuni Mihrabı ve Mihrab-ı Osmanî’dir. (Şu an kullanılan mihrap.)

    Kayıtbay ve Kanuni tarafından yaptırılan mihrapların tepelik denen kısmında, istifli celi sülüs hat ile “Zekeriyya, onun yanına, mabede her girişinde…” mealindeki Âl-i İmran suresi 3/37. ayetinin bir kısmı yazılmıştır. Kanuni mihrabında, dikdörtgen kısmın sağ alttan başlayan kısımdan itibaren Bakara 2/144, Âl-i İmran 3/95 ve 68. ayetleri yazılmıştır. Göğüs hizasına gelen kısımda ise Tevbe suresi 9/112. ayeti yazılmıştır. Bu ayetlerin sonunda ise, “Sadakallahü’l-azim ve sadaka rasulühü’l-kerim ve sallallahü ‘alâ seyyidina Muhammed” ibaresi yer almaktadır. Kayıtbay mihrabında ise aynı kuşakta, Bakara 2/144, Ahzab 33/56; mihrabın göğüs hizasına kısmında ise Tevbe 9/112. ayetleri yazılmıştır. Yine, bu mihrapta da önceki mihrapta olan “Sadakallahü’l-azim ve sadaka rasulühü’l-kerim ve sallallahü ‘alâ seyyidina Muhammed” ibaresi yer almaktadır. Bu mihrabın sağ kısmında “Haza musalla Rasulillahi sallahü aleyhi ve sellem: Burası Allah rasulünün namaz kıldığı yerdir.” Solda ise “Kale’n-Nebiyyu ‘aleyhi ve sellem: es-Salatü ‘imadü’d-din: Nebi (s.a.s.) şöyle buyurdu: Namaz dinin direğidir.” İbareleri bulunmaktadır. Şu an namaz kıldırılan mihrapta (Mihrab-ı Osmanî) ise şu ibareler yer almaktadır: Mihrabın sağ üst köşesinde ma’kıli hat ile Tevbe 9/128- 129. ayetleri, sol köşesinde yine ma’kıli hat ile Ahzab 33/40. Ayeti kare formda yazılmıştır. Bu yazıların altında celi sülüs hat ile ve istifli olarak sağda, Bakara 2/144. ayeti, bunun altında yine celi sülüs hat ve istifli olarak Bakara 2/144. ayeti yazılıdır. Sol kısımda celi sülüs hat ve istifli olarak Bakara 2/144. ayeti, bunun altına celi sülüs hat ve istifli olarak Bakara 2/144.ayetinden bir kısım yer almıştır. Mihrabın her iki tarafında bu ayetlerin altlarında, imamlık ve safların tertibi ile ilgili hadis-i şerifler yer almaktadır.

    Müslümanların ilk kıblesi olan ve Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’nın mihrabı yapısıyla klasik mihrap formuna sahiptir. Ayna kısmında, celi sülüs hat ile dört satır hâlinde minberin yapımından bahseden bir kitabe bulunmaktadır. Mihrabın dıştan çeviren üç kısımda ve devamında ise kûfi hat ile İsra suresinin ilk ayeti yazılıdır. Miraç hadisesinin vuku bulduğu mahal olarak buraya uygun bir ayet yazılmıştır.

    Anadolu Selçuklu mimarisinin bir diğer önemli örneği olan Ankara Aslanhane Camii mimarisiyle olduğu kadar mihrabıyla da dikkat çeker. Bu mihrapta taş, çini ve ahşap birlikte kullanılmıştır. Mihrap etrafına, üç tarafına celi sülüs hat ile ve ahşap kesme olarak ayetü’l-kürsi yazılmıştır. Yazının zemini kıvrık dallı motiflerle doldurulmuştur. Bu yazı, döneminin karakteristik özelliğini taşımaktadır. Mihrap nişi içerisine de, “Allah, adaleti ayakta tutarak (delilleriyle) şu hususu açıklamıştır ki, kendisinden başka ilah yoktur. Melekler ve ilim sahipleri de (bunu ikrar etmişlerdir. Evet) mutlak güç ve hikmet sahibi Allah’tan başka ilah yoktur. Allah katında hak din İslam’dır.” mealindeki Âl-i İmran suresi 3/18-19. ayetleri celi sülüs hatla ve çini üzerine yazılmıştır.

    İslam Medeniyeti içerisinde özel bir yeri olan Osmanlı döneminde mimari yapıların ihtişamıyla uyumlu mihraplar yapılmıştır. Bu mihrapların taş işçiliği, çinileri ve yazıları aynı şekilde muhteşemdir.

    İstanbul’un fetih yadigârı Ayasofya Camii mihrabı sofa içerine yerleştirilmiş niş şeklindedir. Mihrapta ve sofada önemli yazılar ve levhalar bulunmaktadır. Mihrap sofası ortalarında, kuşak şeklinde çini üzerine ayetü’lkürsi’nin tamamı yazılıdır. Celi sülüs hatla olan kuşağın sonunda, daire içerisinde “Ketebehü’l-fakîr Mehmed 1016” yazılıdır.

    Mihrap alınlığında, celi sülüs hatla, Âl-i İmran suresi 3/37. ayetinin bir kısmı olan, “Zekeriyya, onun yanına, mabede her girişinde…” mealindeki metin yazılmıştır. Ayetin sol kısmında, istifli olarak, “Ketebehü İsmail ruznamçe-i Ayasofya-i Kebir. Sene Receb 1151” ibaresi yazılıdır. Bu yazının altında mermere kazınmış olarak ve celi sülüs hat ile şu ibare bulunmaktadır: “Lailahe illallah Muhammedün rasulüllah ve enne’l-mesacide lillahi fela ted’û maallahi ehada.” Bu yazının hattatı ve tarihi belli değildir. Mihrap nişinde, yarım kubbe içerisinde, madalyon şeklinde celi sülüs hatla, istifli olarak “ve o Eski Ev’i (Kâbe’yi) tavaf etsinler” anlamındaki Hac suresi 22/29. ayeti zerendut olarak işlenmiştir. Yazının altında stilize edilmiş şekilde “Ketebehü Şefik” imzasını ve h. 1265 tarihini görmekteyiz. Mihrapta bulunan son yazı ise, celi sülüs hatla ve zerendut olarak, levha şeklinde asılıdır. Bu levhada, “Zekeriyya mabette durmuş namaz kılarken melekler ona şöyle nida ettiler” anlamındaki Âl-i İmran suresi 3/39. ayeti yer almaktadır. Ayasofya Camii mihrabı, şamdanları ve dimdik ayakta duran mumlukları ile ilk günkü ihtişamını muhafaza etmektedir.

    Mimar Sinan eseri olan camilerde mihrap yazısı olarak genellikle, “Zekeriyya mabette durmuş namaz kılarken melekler ona şöyle nida ettiler.” anlamındaki, Âl-i İmran suresi 3/39. ayetinin ilk kısmı yazılıdır. Fakat Süleymaniye Camii mihrabında farklı olarak, “Zekeriyya, onun yanına, mabede her girişinde…” mealindeki Âl-i İmran suresi 3/37. ayetin bir kısmı celi sülüs hatla yazılmıştır.

    Süleymaniye Camii mihrabının sağ ve sol kısmında bulunan alt ve üst pencerelerin arasına müdevver satır şeklinde ve celi sülüs hat ile Fatiha suresi yazılmıştır. Dik harfler, ortada saadet düğümü olacak şekilde örülmüş, “be” harfi de satırın orta kısmından daireyi çevrelemiştir. Sure, iki kısma bölünerek mihrabın iki yanına yazılmıştır. Bu yazı bu tertibiyle mektep olmuş, üç asır sonra gelen hattat Abdülfettah Efendi tarafından aynı camiye bu sefer zerendut olarak yazılmıştır. Mihrapta bulunan bu yazıların üzerinde bulunan revzenlerin üst kısmına da yine çini üzerine celi sülüs hat ile kelime-i tevhit yazılmıştır. Yazılar üslup olarak devrinin özelliğini yansıtmaktadır. Bu hatlar, Kanuni döneminin efsane hattatı Ahmed Karahisarî’nin talebesi Hasan Çelebi’ye aittir.

    Edirne Selimiye Camii mihrabı sofa içerisinde yer almaktadır. Sofa, ikinci pencere altlarına kadar çini ile kaplanmıştır. Çini üzerinde kuşak şeklinde celi sülüs hat ile Bakara suresi 2/285 ve 286. ayetleri yazılmıştır. Alt pencerelerin üzerlerinde ise paftalar hâlinde Fatiha suresinin tamamı bulunmaktadır.

    Mihrap alınlığında celi sülüs hat ile kelime-i tevhit, tepelik kısmında ise, Âl-i İmran suresi 3/37. ayetinin bir kısmı olan, “Zekeriyya, onun yanına, mabede her girişinde…” mealindeki metin yazılmıştır. Buradaki yazılar da, Karahisari’nin talebesi Hasan Çelebi’ye aittir.

    İstanbul siluetinin önemli eseri olan Sultan Ahmed Camii mihrap alınlığına üst üste iki pafta hâlinde iki ayrı ayet yazılmıştır. Mimar Sedefkâr Mehmed Ağa tarafından yapılan bu caminin celi sülüs yazılarını Hattat Kâsım Gubari yazmıştır. Bu hattatın, celi sülüs hattının tarihî seyrinde bir yeri olduğunu biliyoruz. Mermerden yapılmış olan mihrabın alınlığında üst kısımda, “Zekeriyya, onun yanına, mabede her girişinde orada bir rızık bulur.” anlamındaki Âl-i İmran suresi 3/37. ayetinin bir kısmı, alt paftada ise “Zekeriyya mabette durmuş namaz kılarken melekler ona şöyle nida ettiler.” Anlamına gelen Âl-i İmran suresi 3/39. ayetinin bir kısmı yazılmıştır. Bu mihrabın, mimari yapı ile uyumlu olarak sade ama heybetli bir görünüşü vardır.

    Abidevi yapısı ile dikkat çeken mihraplardan biri de Bursa Ulucami’de bulunmaktadır. Bu mihrap, mukarnaslı yapısı, nakışları ve yazıları ile özenli bir tasarımın neticesidir. Mihrap nakışlarının Sultan Abdülaziz devri sanatçılarından Tevfik Paşa’ya ait olduğu rivayet edilmektedir. Kalabalık ve renkli nakışları yanında kûfi ve celi sülüs yazılar mihrabın karakteristik özelliğidir. Mihraba desen, renk ve yazı ile ahenkli bir mana verilmiştir.

    Mihrap bloğu üzerinde, revzenlerin arasında, zerendut olarak celi sülüs ve kûfi yazı karışımı hatla hazırlanmış bir levha bulunmaktadır. Levhanın üst tarafında iri celi sülüsle Lafzatullah, sol köşesinde ise “Celle celalühü” ibaresi bulunmaktadır. Lafzatullah’ın alt kısmında aynı irilikte ve celi sülüsle İsm-i Nebi yer almaktadır. İsm-i Nebi’nin “dal” harfinin içerisinde “Sallallahü aleyhi ve sellem” duası yazılmıştır. Aynı tarafta, yine celi sülüsle “Kalellahü Teala”, bu ibarenin alt kısmında ise Necm suresi 53/9. ayeti (Manası: Aralarındaki mesafe iki yay aralığı kadar belki daha da yakın oldu.) kûfi hat ile bulunmaktadır. İsm-i Nebi’nin sağ alt kısmında yine kûfi hat ile İsra suresi 17/1. ayetin ilk kısmı yer almaktadır.

    Mihrap bloğunun sağ üst tepesinde, madalyon içerisinde “Allahü Rabbüna: Allah, Rabbimiz’dir”, sol üst köşesinde ise “Muhammed Nebiyyüna: Muhammed, Nebimizdir” ibareleri celi sülüsle yazılmıştır. Mihrap bloğunun dış çevresinde kuşak şeklinde ve kûfi yazı ile “Ya Malike’l-mülki zü’l-celali ve’l-ikram” ibaresi on altı defa tekraren yazılmıştır.

    Mihrabın üst kısmında mermere mahkûk celi sülüs hat ile Cin suresi 72/18.ayeti bulunmaktadır. (Manası: “Mescitler şüphesiz Allah’ındır, öyleyse oralarda Allah’a yalvarırken başkasını katmayın.) Bu ayetin baş kısmında, “Kalellahü Teala: Allah (c.c.), (şöyle) buyurdu.”, son kısmında “Sadakallahü’lazim: Yüce Allah doğru söyledi.”, sol üst köşede ise istifli olarak “Ve bellağa rasulühü’l-kerim: O’nun faziletli elçisi bildirdi.” yazıları bulunmaktadır. Mihrap içerisinde, celi sülüs ve müsenna yazı ile İsra suresi 84. ayeti, girift istifle yazılmıştır. (Manası: De ki: “Herkes yaratılışına göre davranır. Rabbiniz kimin en doğru yolda olduğunu bilir.”) Mihrap mukarnaslarını, dışarıdan silme olarak çevreleyen bölümde, celi sülüs yazı ile besmele ve ayetü’l-kürsi’nin tamamı yazılmıştır. Mukarnasların alt kısmında ve mihrap nişi içerisinde, satır hâlinde kûfi yazı ile ihlas suresi bulunmaktadır. (Manası: “1- Ey Muhammed! De ki O Allah bir tektir. 2- Allah her şeyden müstağni ve her şey O’na muhtaçtır. 3- O, doğurmamış ve doğmamıştır. 4- Hiçbir şey O’na denk değildir.) İhlas suresinin sonunda sülüs yazı ile “Ta’mîri Mehmed Usta 1322” ibaresi yer almaktadır. İhlas suresinin alt kısmında, celi sülüs yazı ile ve satır istifi ile “el-Hamdulillahi’llezi hedana li’l-islami- Rabbena atina fi’d-dünya haseneten ve fi’l-ahireti haseneten ve kina azabe’n-nar- ve ce’alna min ümmeti Muhammedin aleyhisselam: Manası: Bizi İslam’la hidayete erdiren Allah’a hamd ederiz. Rabbimiz, bize dünya ve ahirette iyilik ver ve kabir azabından koru ve bizi Muhammed aleyhisselamın ümmetinden kıl.” ibaresi bulunmaktadır.

    Bursa’da mihrabıyla dikkat çeken bir diğer eser Yeşil Cami’dir. Tamamen çini olan mihrabın alınlığında, “Zekeriyya, onun yanına, mabede her girişinde orada rızık bulur.” mealindeki Âl-i İmran suresi 2/37. ayetin baş kısmı celi sülüs hat ile ayetin devamı ise aynı metnin üstüne kûfi hat ile yazılmıştır. Bu kısmın anlamı ise şöyledir: “Ey Meryem, bu sana nereden geliyor? der, o da: Bu Allah tarafındandır.” Mihrabın tepe kısmında, keza celi sülüs hat ile kelime-i tevhit ve “La havle vela kuvvete illa billah” ibaresi bulunmaktadır. Mihrap iç kısmında, “Allah cellecelalühü” celi sülüs hat ile ve müsenna olarak yazılmıştır. Mihrabın dıştan üç tarafına, alt satır celi sülüs bunun üzerine üst satır ve kûfi hatla olmak üzere Fetih suresinin ilk on bir ayeti yazılmıştır. Tebrizli ustaların işi olan bu çini mihrap, yapısı ile muhteşemdir. Sülüs hat üzerine, aynı alanda üst satır olarak kûfi yazının kullanılması, ilk devir Osmanlı mimarisindeki yazılarda çokça kullanılan bir üsluptur. Aynı şekilde bir mihrap yazısı Edirne Üç Şerefeli Camii’nde de bulunmaktadır. Mihrap yazısı olarak, “Zekeriyya, onun yanına, mabede her girişinde…” mealindeki Âl-i İmran suresi 3/37. ayetin bir kısmı celi sülüsle yazılmış, üst satır olarak aynı alan içerisine kûfi hatla besmele yazılmıştır.

    Netice olarak şu söylenebilir: Müslümanların kıblesi olan Kâbe dışında cami ve mescitlerde imamın namaz kıldırırken bulunduğu mihrap, bir mimari eleman olarak ele alınmıştır. Duvara oyulan bir niş veya bir çıkıntı şeklinde mihrap yapılmıştır. Çok farklı malzemeden mermer, taş, alçı, çini ve ahşaptan mihrap yapılmıştır. Ana şekil değişmemekle birlikte, coğrafi ve kültürel şartlara uygun olarak mihraplarda farklı tezyinat anlayışını görmek mümkündür.

    Mihraplarda bulunan ana tezyinat unsurlarından biri yazılar olmuştur.

    Günümüzde yapılan cami ve mescitlere de özellikle mihrap kısmına “mihrap ayetleri” denilen yazılardan birinin konulması gelenek hâline gelmiştir. Bunun yanında cami ve mescitlere “Cami takımı” denilen, Lafza-i Celal, İsm-i Nebi, Ciharyar-ı Güzin efendilerimizin (Ebubekir, Ömer, Osman, Ali (r.a.) isimleri ve Hasaneyn levhalarının asılması da bir güzel bir gelenek olarak sürdürülmektedir.

    Kaynak: Yrd. Doç. Dr. Süleyman Berk; Mihrap, Diyanet Aylık Dergi eki, Sayı 262, Ekim 2012.

     

     

     

    Sonraki içerikSonraki içerik

    Akademik Yazılar menüsüne ait diger içerikler...

    1. Hat Sanatında Gubari Yazı ve Hattat Mehmed Nuri Sivasi - Cafer Kelkit
    2. Türk Hat Sanatında Hilye-i Şerîfler - Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Gündüz
    3. Yitik Mirasın Peşinde Süleymaniye Camii'nin Tâk-ı Kebîri - Süleyman Berk
    4. Hat sanatı alanında kültür mirasımız yeterince korunup değerlendirilebiliyor mu? - Prof. Dr. Hüsrev Subaşı
    5. Eğitime Sanatın Katkıları ve Yansımaları - Prof. İlhan Özkeçeci
    6. Türk ve İslâm Eserleri Müzesi Kur'an Koleksiyonunun Hat ve Hattatları - Dr. Süleyman Berk
    7. Bugünün Ustaları Geçmişin İzinde - Yrd. Doç. Dr. Fatih Özkafa
    8. İstanbul'un Meşhur Hattatları - Doç. Dr. Köksal Alver
    9. Vefatının 35.yılında Necmeddin Okyay Kitabı
    10. İstanbul: Açıkhava Hat Müzesi (İstanbul Kitabelerinden Seçmeler)
    11. "İstanbul'un 100 Hattatı" Kitabı
    12. Mihrapta Hüsn-i Hat - Yrd. Doç. Dr. Süleyman Berk
    13. Klasik Sanatlar Yıllığı 2014 yayımlandı
    14. Sanat Yarışmaları Hakkında - Savaş Çevik
    15. Celî Dîvânî Yazıların Anatomik Yapısı ve Kompozisyon Özellikleri - Savaş Çevik
    16. Unutulan Değerlerimizden Hattat Karînâbatlı Hasan Hüsnü Efendi - Prof. Dr. Muhittin Serin
    17. Klasik Sanatlar Yıllığı 2015 yayımlandı

     

    Site Hakkında

    ARAMAARAMA
    Hat Eserleri Galerisi


    Hat Eserleri Galerisinden...

    Levha - Besmele-i Şerif - Eseri büyük olarak görmek için tıklayınız

     
     
    Sayfa başına dön Bu sitede yer alan eserlerin tüm hakları sahiplerine aittir. Sahiplerinden izinsiz kopyalanamaz,
    çoğaltılamaz ve başka mecralarda yayınlanamaz. Tüm hakları Yayın sponsoru: OrtaklarWeb tasarım: Korelasyonsaklıdır.

    Kalem Güzeli - www.kalem-guzeli.org 2008 - 2018