Kalem Güzeli - Türk Hat Sanatı. www.kalemguzeli.org
Kalem Güzeli - www.kalemguzeli.org - Türk Hat Sanatı - Hasan Çelebi

Hasan Çelebi

  • Hakiki bir hoca: Hasan Çelebi

  • Hakiki bir hoca: Hasan Çelebi

    Muhammed Zekeriya
    Hattat, ABD

    Hat olmasaydı İslam, görsel hitabet gücünden ve görkeminden mahrum kalırdı. Bu gerçeği Hasan Çelebi'den daha iyi temsil eden ve somutlaştıran, yaşayan çağdaş başka hattat tanımıyorum. Hattın gücünü Müslüman olduktan kısa bir süre sonra anladım. 1961 yılında o zamanlar Los Angeles'taki tek cami olan muhitimdeki caminin duvarlarını dekore etmek için hat yazmamı istediler. Cami için dört levha -çihar yar- hazırladım. Bu işleri yapmak beni o kadar mutlu etti ki hüsnü hat hayatımda öncelikli hedefim oldu. Yıllar geçip hattın dini inancımı ve bilgimi nasıl etkilediğini fark edince hayatımı bu sanata daha çok adadım. Bununla beraber eserlerimin ilerlemesinde bir yavaşlama ve bilincimde bir eksiklik hissetmeye başladım. Bu durum ciddi bir problem olmaya başlamıştı; bana gelen hat işleri arttıkça, benim işlerimden memnuniyetsizliğim de artıyordu.

    Öyle bir noktaya gelmiştim ki, kendimi geliştirmek için her kaynağa çaresizce baş¬vurmuştum. Tanıdığım Müslüman Arapların arasında dolaşan bir söylentiye göre en iyi hattatlar Türkiye'de idi ve özellikle merhum Hamid Aytaç'ın adı geçiyordu. Mektuplaştığım Iraklı hattat Yusuf Zünnun onunla çalışmıştı ve rahmetli çizgi film yayıncısı arkadaşım, Mısırlı A.S. Ali Nour, 1950'li yıllarda Havavini'den birkaç ders almıştı. Ama maalesef bu arkadaşlarım, ihtiyacım olan mürekkebi, kalemleri ve kağıdı nasıl hazırlayacağım hususunda pratik bilgi sahibi değildiler ve daha da önemlisi hat sanatını nasıl öğreneceğim konusunda bana yardımcı olamıyorlardı. Maddi durumum da çok iyi olmadığı için uluslararası seyahatleri karşılayamıyordum. Türkiye'ye gidip görmem gerekenleri görmek istiyordum ama bu imkânsızdı. 1980'li senelerde Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu Türkiye'ye gelip hattı en iyi ustalardan öğrenmemi tavsiye ettiğinde ve yeni oluşan IRCICA'nın yardımcı olabileceğini söylediğinde talihime inanamadım. Bu güzel haberi takip eden yıllarda birkaç sergi yapıp, yeterince para kazanıp 1983 Aralık ayının sonunda İstanbul'a gittim.

    2007 yazında Muhammed Zekeriya ile birlikte talebelerinin meşklerini tashih ederken...1984 yılında Dr. Ekmeleddin İnsanoğlu ofisinde beni Hasan Çelebi ile tanıştırdığında ben 23 yıldır hat sanatıyla hemhaldim. Ama hiç gerçek bir hocam olmamıştı. Hatta hüsnühat kültürü hakkında çok cahildim ve bir hocaya ihtiyacım olduğunun farkında bile değildim.

    Hasan Çelebi'nin bana söylediği ilk şey o zamana kadar öğrendiğim her şeyi unutmam ve sil baştan her şeyi yeniden öğrenmem gerektiği idi. İşlerinizde ve kararlarınızda Allah'a size yardımcı olması için güvendiğinizde, nasihatleri kabul etmek konusunda da çok dikkatli olmak gerekiyor. Ama Hasan Hoca'da ona hemen güvenebileceğimi telkin eden ve ifade etmekten aciz olduğum bir özellik vardı. "Kabul ediyorum." dedim ve bu kararımdan şimdiye kadar bir an dahi hiç pişmanlık duymadım. Dr. İhsanoğlu da benimle hemfikirdi ve IRCICA, Laleli'de bir otelde benim için bir oda tuttu. Daha sonra sayıları artan hattat yuvalarının ilki olan, Hasan Hoca'nın Üsküdar'daki Selami Ali Camii'ndeki derslerine her gün gitmeye başladım. Eminönü'ne yürüyüp, vapurla Üsküdar'a, oradan yürüyerek camiye, saat bazen gece yarısını geçse de aynı şekilde otele geri dönüyordum.

    Hasan Hoca ilk önce sülüs yazıda standart olan Rabbiyesir ile eliften fe'ye harfleri yazdı. Ben onun el yazısını alıp çalışmak için otele götürdüm. Ertesi gün, yazıma baktı ve kırmızı mürekkep ile düzeltmelerini yapıp "Senin yazın suçiçeği geçiriyor gibi." dedi.

    Hocanın ifadesiyle Muhammed Zekeriya'nın su çiçeği çıkarmış meşki, altta hocanın Muhammed Zekeriya'ya yazdığı ilk Rabbi yessir meşki

    Hocayla arasına birazcık Türkçe karıştırıp Arapça konuşuyorduk. Diğerleri bizim komik bir dil konuştuğumuzu düşünüyordu. Birkaç kere Hasan Hoca hat örnekleri görmem için beni çeşitli yerlere götürdü ve değerli insanlarla tanıştırdı. Hayal edebileceğim güzellikten ve tarihten daha zengin bir şekilde İslam dinine derinden ama pratik yaklaşan yeni bir dünya ile tanışıyordum. Oluşan dostluklar eğitimimi çeşitlendirip zenginleştirdi. İçi boş kalan kavramlar Hasan Hoca'nın öğretileri ve önceden denenmiş metotlarıyla doldu. Basit karmaşık, karmaşık basit oldu. Hasan Çelebi gerçek bir hoca, hâce-i hâcegân hâcesi dedikleri cinsten, bir başka deyişle büyük bir hoca.

    Dört hafta süren çalışmanın ilk dersi beni yepyeni bir kavramla tanıştırdı: İslam'a Türk yaklaşımı, öğretmeye, yazıya, hat sanatına ve onu uygulamada Osmanlı yaklaşımı. İstanbul'dan ayrılırken beraberimde henüz okuyup anlayamadığım bir dilde yazılar ve açıklamalar ile dolu kitaplar, meşkler ve hatla ilgili değişmiş bir bakış açım vardı.

    Hasan Hoca hem imam, hem klasik bir molla, hem de bir hafız olduğu için eserlerinde bu dini vasıfların izi ve tesiri görülmektedir. Geçmişin büyük hocaları da böyleydi. İsim vermek gerekirse İbn-i Bevvab, Şeyh Hamdullah, Hafız Osman, Mustafa Rakım, her iki Mustafa İzzet, Hasan Rıza ve diğerleri. Hasan Hoca'dan hiçbir zaman ne cahil ne de önyargılı tek bir söz duymadım. Eğer bir şeyden hoşlanmazsa sessiz kalır. Sıcak kişiliği, küçük esprileri ve sessiz merhameti ile öğrencilerinin dikkatini toplarken, her dersi çok net bir şekilde anlatır.

    Hasan Hoca ile çalışmalara sülüs ve nesih ile başladık. Eve döndüğümde meşklerimi ona posta yoluyla göndermeye başladım. Postayla tam 100 dersimi gönderip, hocanın düzeltmelerini almam dört yıl boyunca devam etti. Hoca aynı zamanda bana kendi rika yazı tekniğini öğretmeye başladı ki zaman içinde bu benim de diğerlerine göre öğretmede tercih ettiğim yazı stili oldu.

    Posta yoluyla derslerimiz başladıktan kısa bir süre sonra Hasan Hoca mektuplarını ve açıklamalarını Osmanlı Türkçesi'yle yazmaya başladı. İlk başta tanıdığım bir Türk araştırmacıdan yardım aldım ama fark ettim ki bu dili kendi gelişmem için öğrenmem gerekiyor. 1908 yılında yayınlanmış bir kitap ile başlayıp modern Türkçe çalışmaya devam ettim ve kısa sürede Türkçe konuşup yazar hâle geldim. İcazetimi Hasan Hoca'nın elinden 1988 senesinde İRCICA'da aldım ve posta yoluyla yazılarımı ve istiflerimi yollamaya devam ettim. Şükürler olsun ki İstanbul'a daha sık gelmeyi başardım ve hat dünyasında çok değerli ve ömür boyu süren dostluklar kurdum. Osmanlı ustaların öğretilerinin doğrultusunda doğrudan ya da manevi olarak hat sanatına şahsi yaklaşımımda da, Hasan Hoca'nm nezaretinde kalmaya gayret ettim. Hoca'nın eserlerine baktığımızda, başkalarının işlerinde gördüğümüzden epey farklı bir şey görürüz. Hoca yenilikçi tekniklerini işlerinde o kadar ince işler ki, eserlerini çalışmak hat analizi yapmak gibidir. Hocanın eserlerini başkalarının işleri ile karşılaştırdığınızda, diğerlerinin yapısı ve yorumu her ne kadar mükemmel olsa da o incelik eksiktir. Hoca kalemini sanki nefes alır gibi kolay hareket ettirir. Çelebi yazarken çizgiye öyle bir güç verir ki neredeyse maddeye dönüşür. Bazıları bu iddiaların abartılı olduğunu düşünebilir. Kanıt olarak söyleyebileceğim tek şey 'yazarken onu seyredin' olur. Kalemini, üzerinde yeteri miktarda mürekkeple kaldırıp kâğıda doğru hareket ederken eli titrer. Ama kalem kâğıda değdiğinde enteresan bir dönüşüme şahit olursunuz. Zihin, göz, el, kalp, kalem, yapılması çok zor olan     mürekkep, kalem, hepsi adeta bir senfoninin iyi akort edilmiş enstrüman gibi bir arada işlerler. Bu arada Hoca misafirleri ve öğrencileri ile sohbet eder, neler yapmakta olduğunu anlatır. Onun zülfe noktasından bir celî elif yapmasını ya da elifin son hâline bir çizgi çekmesini görmek nefesinizi keser. Bütün bunları hiç emek göstermeden yapar gibi görünür. Bu, hat sanatında olduğu kadar müzik ve edebiyat için de geçerli olan ve sehl-i mümteni* sanatı olarak adlandırılan bir Arap kavramının uygulamasıdır.

    Hoca'nın yazıyı yazmadan önce onu zihninde canlandırmak/tasavvur etmek gibi bir becerisi vardır. İstifte harflerin birbirine olan mesafesi ve yerleştirilmesi sezgiseldir. Başlı başına bir üslup olan simetrik görünümlü istif tekniğini Hoca'nın eserleri dışında başka hiçbir yerde görmedim. Hoca'nın işleri pek çok açıdan yaratıcı ve deneyseldir. Celî tarzı sülüs ve divanî ustası olan Hoca'nın normal sülüs, nesih, icazet ve rika ile yaptığı çok güzel eserlerini gördüğümde de hayran oldum. Kesinlikle inanıyorum ki Hasan Çelebi zamanımızın en dikkate değer hattatıdır. Hoca dünyanın dört bir yanında levhalardan cami yazılarına kadar değişen bir yelpazede sanat eserleri bırakıyor. Öğrencileri de onun metotlarını, fikirlerini ve vizyonunu dünyanın her köşesine taşıyorlar. Kanaatimce Hoca hat dünyasında asla unutulmayan bir güç olarak kalacaktır.

    Bu örnek şahsiyetin başka bir özelliği de var. Sayısız öğrenciye verebileceği her şeyi verip yollarına devam edebilmeleri için teşvik etti. Yıllarca bunu yaptığına, yorucu bir eğitim gününden sonra kendini evine zor attığına defalarca şahit oldum. Ama şikâyet ettiğini hiç duymadım. Biz, onu tanıyanlar onu seviyoruz. Onun cömertliği sadece hat konusunda yardım etmekten ziyade, öğrencilerine olan sevgisinden kaynaklanan derin bir cömertliktir. Öğrencileri de ona olan sevgilerinde yekvücut oldukları için, Hoca'nın öğretilerini ve efsanesini perçinleyecek bir topluluk oluşturdular. Hasan Hoca'nın bilgeliğini daha geniş bir çevreyle paylaşmak için kendi yazdığı makalelerle yaptığı söyleşiler de bir araya getirilmeli. İyi bir hoca kavramına ideal bir örnektir kendisi.

    Hasan Çelebi, Dr. İhsanoğlu ve hattatlık hayatında olan arkadaşlarımın yardım ve rehberliği sayesinde sanatımızda kendime bir yer edindim. Allah'a hamd u sipas-ı bî-kıyas son 19 yıldır hat öğreterek, bu sanatın Batılı Müslümanlar ve İslam sanat uzmanları arasında da daha iyi anlaşılmasına yardımcı olduğumu zannediyorum.

    * Herkesin yapabileceği kadar kolay görünüp, yapılması çok zor olan şey, iş.

    Kaynak: Noktalar ve Çizgiler Arasında Hasan Çelebi, Hilal Kazan, İTO Yayınları, 2013.

     

     

     

    Sonraki içerikSonraki içerik

    Hasan Çelebi menüsüne ait diger içerikler...

    1. Hattat Hasan Çelebi'nin Hayatı
    2. Hattın ve Sanatın Bahçesinde Tek Başına Bir Üniversite: Hasan Çelebi
    3. Hattat Hasan Çelebi ile 'Mihrap ve Kalem Aşkı'
    4. Hasan Çelebi ameliyat oldu
    5. Benim sanatım yetiştirdiğim talebelerim
    6. Hattat Hasan Çelebi Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülüne layık görüldü
    7. 350 hattat bir gecede dükkân kapatmış!
    8. Hakiki bir hoca: Hasan Çelebi

     

    Site Hakkında

    ARAMAARAMA
    Hat Eserleri Galerisi


    Hat Eserleri Galerisinden...

    Kıta - Kıyâme Sûresi - Eseri büyük olarak görmek için tıklayınız

     
     
    Sayfa başına dön Bu sitede yer alan eserlerin tüm hakları sahiplerine aittir. Sahiplerinden izinsiz kopyalanamaz,
    çoğaltılamaz ve başka mecralarda yayınlanamaz. Tüm hakları Yayın sponsoru: OrtaklarWeb tasarım: Korelasyonsaklıdır.

    Kalem Güzeli - www.kalem-guzeli.org 2008 - 2018