Kalem Güzeli - Türk Hat Sanatı. www.kalemguzeli.org
Kalem Güzeli - www.kalemguzeli.org - Türk Hat Sanatı -



  • Bir güzel insan daha sırlandı: Ali Öztaylan

  • Bir güzel insan daha sırlandı: Ali Öztaylan

    Birkaç gün evvel, arşivimdeki fotoğraf albümlerinden birini almış karıştırırken, birden karşıma merhum Ali Efendi'nin fotoğrafları çıkıvermişti. Bundan sekiz yıl evvel, birlikte çektirdiğimiz fotoğraflardaki Ali Efendi'nin nûrâni çehresine bakarken, ziyaret günümüz aklımda canlanmıştı. Nerden bilebilirim ki, fotoğraflarına bakarak hatırasına daldığım insanın birkaç gün sonra vefat haberini alacağımı…

    Daha önceleri, Ali Öztaylan ismini duymuş ve ziyaret iştiyakı içerisinde bulunuyordum. Bazı hüsn-i hat kitaplarında ve hüsn-i hat levhalarında, levha sahibi olarak Ali Öztaylan ismine rastlamış, ismi aklımın bir köşesine not etmiştim. Nihayet, 3 Şubat 2001 tarihinde bir grup arkadaşla, Bandırma'ya, Ali Öztaylan'ı ziyarete gitmiş, epeyce sohbet etme imkânı bulmuştuk. Birkaç dostla beraber hâne-i saadetlerine gitmeden evvel, Ali Efendi'nin yıllarca işlettiği Öztaylan Sütevi'ne uğramıştık.

    Dükkan değil, sanki sanat galerisi

    Son derece titiz, üslûplu ve özenli bir şekilde tasarlanan dükkanda Ali Efendi'nin zevkini ve izlerini görmek mümkündür. Bu yıl 78. yılını dolduran "Öztaylan Sütevi"nde sizi duvarlarda asılı orijinal hüsn-i hat levhaları, yağlı boya tablolar, Yıldız Porselen ürünleri ve yılların hatıraları karşılar. Duvarın bir yerinde, hattat Kâmil Akdik hattı ile nesih bir levha, onun üstünde Uğur Derman hattı ile celî talik "Yâ Hafîz" levhası, bir başka köşede hattat Hulûsi Efendi, Necmeddin Okyay ve Mâcid Ayral'a ait hüsn-i hat levhalarını görmek mümkün. Ali Yakuboğlu tarafından yapılan büyük boy tarihi yağlı boya resimler de dükkanı süsleyen dekorlar arasında bulunmaktadır. Bu mekân, gerçekten bir muhallebiciden çok, hüsn-i hat levhaları, tabloları, diğer otantik eşyalarıyla huzurlu bir eski zaman dergâhı gibidir.

    Sütevi'nden, Ali Efendi'nin hânesi telefonla aranarak geldiğimiz haber verilince eve buyur edildik. Bizleri kapıda karşılama nezâketi gösterdi. Bandırma'nın Üsküplü muhallebicisi Ali Efendi'nin, seçkin kitaplarla dolu ve hüsn-i hat levhalarıyla bezenmiş evinde, hâli ve kâli hepimizi sarmıştı.

    Kendileri, evlâd-ı fâtihandan, Üsküp'te doğmuş ve anavatana göçerek Bandırma'ya yerleşmişlerdi. O günkü ziyaretimizde, tasavvuf sohbeti ve nasîhatleri yanında hatıralarını da anlatmışlardı. İşinden fırsat buldukça, İstanbul'daki ilim, irfan, kültür ve sanat ortamlarına gidişini, Süheyl Ünver, Neyzen Tevfik, Mahir İz gibi daha nice kültür ve sanat ehli ile olan münasebetlerinden bahsetmişlerdi. Bir devrin sıkıntılarını ve o zamanlar çektiklerini, bir dönemin tespiti için anlatırken, bizler de hüzünlenmiştik. Dükkanına Sultan Fâtih'in portresini astığı için, emniyet müdüründen gördüğü taciz ve hakaretleri anlatırken, o günlerin hüznünü yaşar gibiydi. "Sen Osmanlı muhibbi misin?" denerek tehdit görmüştü.

    Sohbet esnasında söylediği "Asıl güzel insan, gönlü güzel insandır" sözü ne kadar anlamlıydı… 'Günahkârla değil, günahla ilgilenin; günâha engel olun' demişti. "Çocuklarınızın tâcını tahtını yapabilirsiniz ama bahtını yapamazsınız. Çocuklarınızın bahtının iyi olması için Allah'a çok dua edin." sözü, bizleri çok etkilemişti. Gençlerle çok ilgilenir, gençleri iyi kimselere ve iyi şeylere yönlendirirdi. Bir tarihte, Bandırma'da bir sinemada gösterilecek gayri ahlâki filmin gösterimini, sinema sahibine, kazancını cebinden vererek engel olduğu anlatılır.

    Cenâb-ı Hakk'ın, Hucurât Sûresi'nde buyurdukları "kötü zan"dan kaçınma emrine titizlikle riâyet ediyordu. İnsanların iyiliklerini ve güzelliklerini nazara vermek onun en büyük özelliğiydi. Kendinden değil, dâima başkalarının meziyetlerinden bahsetmekteydi.

    "Evliya ama kendi bilmiyor"

    Ziyaretimi Uğur Bey hocama, söyleyince, kendileri de birkaç hatırasını anlatmışlardı. Uğur Bey, Ali Efendi'yi Mahir İz'in yanına götürür ve tanışmalarını sağlar. Daha sonra, Mahir İz, Uğur Bey'e şunu söyler: "Yahu bu adam evliya ama kendi bilmiyor!" Ali Efendi'nin Süheyl Ünver'e karşı olan muhabbeti bir başkaydı. Onunla çok hatırası vardı. Bunlardan birisi önemliydi: Süheyl Bey'in, muayenehâne kazancını, masraflarını ayırdıktan sonra tamamen tasadduk ettiğini sadece kendisinin bildiğini söyledi.

    Ali Efendi'nin Neyzen Tevfik'le olan hatırası câlib-i dikkattir. Bir gün, Neyzen Tevfik'i hastahanede ziyarete gider. Neyzen, Ali Efendi'ye, ne sebeple kendisini ziyarete geldiğini sorar. Ali Efendi, sadece ziyaret maksadıyla geldiği söylemesine rağmen Neyzen, ısrarla ziyaretinin asıl maksadını sorar. Ali Efendi de, kendilerinin Mehmed Âkif'in dostu olduğunu bildiği için ziyarete geldiğini söyler söylemez, Neyzen avazı çıktığı kadar, "Âkif'im, Âkif'im" diye bağırır, kendini yere atar ve kendinden geçer.

    Geçtiğimiz aylarda sevgili dostum Abdullah Kılıç, Bandırma'ya gidip Ali Efendi'yle görüşmemi ve bir yazı hazırlamamı istemişti. İleri yaşına rağmen, randevumu kabul etme lütfunda bulundular. Ali Efendi'nin hareketleri ağırlaşmış, ailesinin yardımı olmaksızın da yerinden kalkamaz hâle gelmişti. Artık konuşmakta da zorlanmakta idi.

    Neyzen Tevfik kollarında vefat etmiş

    Bütün bunlara rağmen, 94 yaşındaki bu Osmanlı delikanlısının sîmâsı nûrâniyetinden hiçbir şey kaybetmemişti. Karşımızda, sûreti ve sîretiyle tertemiz bir insan vardı… Onca hastalığına ve ailesinin ısrarına rağmen bizleri ayakta karşılamak istemekteydi. Çünkü ona göre, eve gelen misafiri ayakta karşılamamak büyük bir nezâketsizlikti. Yine feyizli bir sohbet içinde bulmuştuk kendimizi. Kalpten dökülen feyizli cümleler ve bereketli hatıralar… Bu ziyaretimizde, Neyzen Tevfik'in kollarında vefat ettiğini söylemişti. Bu ziyareti kaleme alamadım. Evvelki gün, çarşamba sabahı gazeteyi elime aldığımda, Ali Efendi'nin teslim-i rûh ettiğini öğrendim. Hemen hazırlığımı yaparak Bandırma'ya yollandım. Bandırma'ya vardığımda vakit erken olduğundan doğruca Öztaylan Sütevi'ne gittim. Sütevi'nin önünde halka, pilav ve ayran ikram edilmekte idi. Sütevi açıktı ve Türkiye'nin dört bir yanından gelmiş sevenleri içeride oturmuş, bu müze gibi güzel mekânın havasını teneffüs edip rahmetliyi anıyorlardı.

    Ali Efendi, 6 Ağustos 2008 Çarşamba günü Bandırma Merkez Haydar Çavuş Camii'nde ikindiyi müteakip kılınan cenaze namazından sonra, Tekke Camii hazîresine sırlandı. Cenâzesi, Türkiye'nin dört bir yanından gelmiş kalabalık ilim, irfan ve tasavvuf ehlinin katılımıyla kaldırıldı. Cenâze namazını Tuğrul İnançer kıldırdı.

    Cenab-ı Hak, cennetinde kendisine komşu eylesin efendim...

    Hattat Dr. Süleyman Berk

    Kaynak: Zaman Gazetesi, Cumaertesi Eki, 9 Ağustos 2008

     

     

     

    Sonraki içerikSonraki içerik

    menüsüne ait diger içerikler...

    1. Şevki Efendi'nin 34 sayfalık Evrâd-ı Şerîf'i Hat Eserleri Galerisinde...
    2. Hat Sanatları Müzesi
    3. Bir güzel insan daha sırlandı: Ali Öztaylan
    4. kalemguzeli.org 1 yaşını doldurdu
    5. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri sahiplerini buldu
    6. Süleyman Çelebi'nin Vesiletü'n-Necat adlı eseri
    7. "Hat: Bir Medeniyet Çizgisi" Belgeseli
    8. Çini ve Minyatür Sanatçısı Fatma Şan ile Söyleşi
    9. Hattat Mustafa Râkım Efendi'ye ait üç levhanın tıpkıbasımı yapıldı
    10. Bir İstanbul Hatırası
    11. Hattat Muhammed Hamdi Yazır Hayatı ve Eserleri Kitabı - Dr. Necmi Atik
    12. M.Uğur Derman'ın Türk Hat San'atından Seçmeler kitabı yayımlandı

     

    Site Hakkında

    ARAMAARAMA
    Hat Eserleri Galerisi


    Hat Eserleri Galerisinden...

    Levha - Hiç! - Eseri büyük olarak görmek için tıklayınız

     
     
    Sayfa başına dön Bu sitede yer alan eserlerin tüm hakları sahiplerine aittir. Sahiplerinden izinsiz kopyalanamaz,
    çoğaltılamaz ve başka mecralarda yayınlanamaz. Tüm hakları Yayın sponsoru: OrtaklarWeb tasarım: Korelasyonsaklıdır.

    Kalem Güzeli - www.kalem-guzeli.org 2008 - 2018